Araştırma sorusundan çalışma tasarımına
Bir merakı ölçülebilir soruya dönüştürmek; karşılaştırma, örneklem ve nedensellik arasındaki bağı kurmak.
Kavramdan uygulamaya
Bir araştırma, konu başlığı seçmekle tamamlanmaz. “Okullarda teknoloji” bir ilgi alanıdır; hangi öğrencilerde, hangi uygulamanın, hangi sonuçla ilişkisini inceleyeceğimizi söylemez. İyi bir araştırma sorusu, cevabı bulmak için hangi gözlemlerin gerekli olduğunu gösterir. Bu nedenle soru yazılırken inceleme birimi, zaman aralığı ve karşılaştırma açık olmalıdır. Veri toplamaya başlandıktan sonra bunların değiştirilmesi, bulunan sonuçlara uygun bir hikâye kurma riskini artırır.
Örneğin bir kütüphanenin sessiz çalışma odasının kullanımını araştırdığımızı düşünelim. “Odayı kullananlar daha çok kitap okuyor mu?” sorusu gözlemseldir. Odayı zaten okumayı sevenler seçiyor olabilir. Kullanıcılarla diğer öğrenciler arasındaki fark, odanın etkisinden önce var olan bir tercihi yansıtabilir. Araştırmacının ilk işi değişkenleri bir listeye yazmak kadar, değişkenlerin birbirini nasıl etkileyebileceğini gerekçeli biçimde çizmek olmalıdır.
Deneysel tasarımda araştırmacı bir müdahaleyi belirli bir atama yöntemiyle uygular. Rastgele atama, grupların başlangıçta sistematik biçimde ayrışmasını azaltır; her küçük örneklemde tam eşitlik sağlamaz. Gözlemsel çalışmada ise doğal olarak oluşmuş gruplar incelenir. İstatistiksel düzeltme, ölçülmemiş tüm farklılıkları ortadan kaldıran sihirli bir işlem değildir. Nedensel sonuç, tasarımın izin verdiğinden daha güçlü kurulamaz.
Örneklem büyüklüğünü seçmek de yalnızca bir sayı bulmak değildir. Çok sayıda kişiye ulaşmak, yanlış kişilere ulaşmayı telafi etmez. Kütüphane girişindeki gönüllülere sorulan bir anket, kütüphaneyi hiç kullanmayan öğrencilerin deneyimini eksik bırakır. Hedeflenen topluluk ile gerçekten veri alınan kişiler arasındaki fark, sonuçların kime genellenebileceğini belirler. Katılmayanların özellikleri hakkında bilinenler de rapora yazılmalıdır.
Çalışma örneği ve değerlendirme
Bir uygulama planında önce tek bir temel sonuç seçebiliriz: örneğin haftalık ödünç alınan kitap sayısı. Ardından ölçüm süresi, kayıtların nasıl alınacağı, kişisel verilerin nasıl korunacağı ve çalışmadan ayrılma hakkı belirtilir. Öğrencilerin kimliği araştırma sorusu için gerekli değilse gereksiz kişisel bilgiler toplanmaz. Katılımın öğretmen notuyla veya hizmet alma hakkıyla ilişkilendirilmemesi, gönüllülüğün korunması açısından önemlidir.
Sonuçları görmeden hazırlanmış kısa bir protokol, araştırmacının hangi kararı ne zaman verdiğini görünür kılar. Sonradan keşfedilen örüntüler değerlidir, ancak önceden belirlenmiş hipotezlerle aynı başlıkta sunulmamalıdır. Kütüphane örneğinde sınıflar arasında beklenmedik bir fark bulunursa bu sonuç yeni bir araştırma sorusu doğurabilir; ilk çalışmanın her ayrıntıyı baştan öngördüğü izlenimi verilmez.
Çalışmayı değerlendirirken üç ayrı soruyu yanıtlayın: Verimiz gerçekten sorduğumuz şeyi ölçüyor mu? Karşılaştırdığımız gruplar için makul başka açıklamalar var mı? Bu sonuç başka bir okulda da aynı biçimde beklenebilir mi? İlk soru ölçüm geçerliğini, ikincisi iç geçerliği, üçüncüsü genellenebilirliği tartışmaya açar. Bir araştırmanın güçlü yanı kadar sınırı da tasarımında görünür olmalıdır.
